18 MAYIS 1944 SOYKIRIMI VE KIRIM TATAR
DÜNYA KONGRESİ
Soykırım nasıl gerçekleştirildi
65 yıl önce bugün Kırım Türkleri 1500 yıllık vatanlarından sürülerek tarihin en büyük etnik temizlik ve soykırım olayına tabi tutulmuşlardır. Sovyet iktidarının 18-20 Mayıs 1944 te gerçekleştirdikleri Kırım Türklerinin sürgününü sürgün operasyonunun yetkilileri Serov ve Baburov NKVD Başkanı Beria ya çektikleri bir telgrafla şöyle anlattılar:
“ Bugün saat 20.00 de 90.000 bin kişinin garlara intikalini sağladık. 17 konvoy şimdiden 48.000 bin kişiyi varış yerlerine doğru götürüyor. 25 konvoyda yüklenmekte. Operasyonun yürütülmesinde hiçbir hata yapmadık. Operasyon sürüyor.” (1)
Ertesi gün 19 Mayısta Beria Stalin’e ikinci günün sonunda 165.515 kişinin konvoylara yerleştirerek talimatta belirtilen yerlere doğru yola çıkarıldığını bildirdi. Üçüncü gün yani 20 Mayısta Serov ve Baburov Beria’ya operasyonun saat 16.30 da sona erdiğini bildiren bir telgraf çekti. 173.282 kişiyi taşıyan toplam 63 konvoy yola koyulmuştu bile. Geriye 6727 kişiyi taşıyacak dört konvoy aynı akşam yola çıkacaktı. (2)
NKVD bakış açısından mükemmel bir şekilde gerçekleştirilen operasyon sırasında Ararat köyü unutulmuştu. Beria’nın emri ile Stalin’in duymasından korkan yetkililer bu köy halkını çoluk çocuk demeden gemiye doldurarak Karadeniz’de batırdılar.
Kırımda ki Türk varlığına son vermek için Kırımın işgal edildiği 1783 tarihinden bu yana Kırım Türkleri aleyhine sürdürülen etnik temizlik ve soykırım 18 Mayıs 1944 te tamamlanmıştır. Sürgün sırasındaki insanlık dışı olaylar nedeni ile sürülenlerin % 46 sı yolda ölmüştür. Yani sürgün soykırım’a dönüşmüştür. Buna örnek olarak Kırım Türklerinin 1960 lı yılların sonunda derlenmiş ifadelerinden bir ikisi şöyleydi:
“ Semerkant bölgesindeki Zera-Bulak garına yolculuk 24 gün sürdü. Bizi burada Pravda kolhozuna götürdüler. İki tekerlekli yük arabalarını onarmamız için bizi zorladılar. Çalışıyor ve acıkıyorduk. İçimizden bir çoğunun bacakları titriyordu. Bizim köyümüzden 30 aile sürülmüştü. 5 aileden bir veya iki kişi hayatta kalabildi. Diğerleri açlıktan ve hastalıktan öldü.” (3)
“ Sımsıkı kapalı vagonlarda insanlar açlık ve hastalıktan sinekler gibi ölüyordu. Bize ne yiyecek ne de içecek veriliyordu. Geçtiğimiz köylerde halk bize karşı ayaklanıyordu. Onlara vatan hainlerinin geçeceği söyleniyordu. Kazakistan steplerinin ortasında vagonlar açıldığı zaman yememiz için asker tayını verdiler. Ama içecek hiç birşey verilmedi. Ölüleri gömmeden yolun kenarına atmamız söylendi. Sonra yola devam ettik.”(4)
Kırım Türklerinin Sürgünü Soykırımdır
Sovyet tarihinin lekeleri arasında 2.Dünya Savaşı sırasında işgalci Nazilerle “iş birliği” veya “casusluk ve bölücülük”yaptıklarından şüphelendikleri halkların sürgün edilmesi ile ilgili bölüm hala sır olarak saklanmaktadır.
Sovyet yetkilileri 1950 li yılların sonunda Stalin’in ölümünden sonra “kollektif iş birliği” suçlamasında “aşırılığa”kaçıldığını ve “genelleme”yapıldığını kabul etmişlerdir.(5)
İşgalci ile iş birliği yaptıkları için haritadan silinen bazı özerk cumhuriyetlerin tüzel varlığı 1960 lı yıllarda iade edildi. Bununla birlikte sürgün edilen halklara mensup insanlar ancak 1972 de oturacakları yerleri özgürce seçme hakkına kavuştular.
Kırım Türklerine ancak 1989 da saygınlıkları geri verildi. Sovyet devletinin “Stalin yönetimi sırasında toplu olarak sürülen halklara uyguladığı barbarlığın yasal olmadığını”kabul etmesi için 14 Kasım 1967 “Yüksek Sovyet Beyanatını”beklemek gerekti.
Sürgün Kırım Türkleri ile beraber Çeçenlere,Balkarlara,İnguşlara,Karaçay ve Kalmuklara uygulanmıştı.
Soner Yalçın “Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı-Efendi 2”adlı kitabında “Sovyet Müslümanlarının Sovyetler birliği döneminde dil ve din baskısı görmediğini,Müslümanların 2.Dünya Savaşı sırasında Hitlerle iş birliği yapması Sovyetlerin bakış açısını değiştirmemiştir. 1.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı,Ermenilere tehcir uyguladıysa,benzerini SSCB de 2.Dünya Savaşından sonra Hitler’e sempati ile bakan tatarlara yaptı. Yoksa Müslümanların dinine yönelik bir politika yoktu.”(6) diyor. Aynı kitapta devamla Kırım Türkleri için
“ Kardeşim kalıp niye mücadele etmediniz. Ne olacaktı ki,şehit olup cennete giderdiniz! Onu yapmayıp Anadolu’ya kaçtınız...” (7)
Sözleri ile toplumumuzu ve atalarımızı inciten asılsız iddialarda bulunmaktadır. Bu konuda gerek Kırım dergisinde gerekse Yeni Hayat dergisinde yazdığım yazılarla yazarın yanlışlarını düzeltmeye çalıştım. Ancak burada da özetle sizlere ifade etmeye çalışacağım.
Kırım’ın Çarlık Rusya sı tarafından işgal edildiği 10 Nisan 1783 ten bu yana Kırım Türkleri aleyhine etnik temizlik ve soykırım suçu işlenmiştir. Yazarın iddia ettiği gibi Kırım Türkleri 2.Dünya Savaşı sırasında Nazilerle iş birliği yapmamışlardır. Hiçbir belge Kafkaslı dağlı halkların,Kalmukların ve Kırım Türklerinin Nazilerle iş birliği yaptığına dair kesin bir bilgi içermemektedir. Nitekim 1967 tarihli kararname ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği sürgün sırasında haksızlık yaptığını kabul ederek toplu ihanet suçlamasını iptal etmiştir.
Yazar aynı kitapta Lenin’in 17 Aralık 1917 deki “Ey Rusya Müslümanları,Ey Volga ve Kırım tatarları,Ey Sibirya ve Türkistan Kırgızları,Ey Kafkas Türkleri,Ey Kafkas Çerkesleri...Milli hayatınızı serbestçe tanzim ediniz. Biliniz ki sizin ve Rusya’nın diğer milliyetlerinin hukukunu ihtilalin bütün kuvvetleri himaye edecektir.”sözlerine dayanarak Sovyetler Birliğinde Türklere ve Müslümanlara zulüm yapılmadığını,onların dil ve dinlerini özgürce yaşadıklarını iddia etmektedir.(8)
Halbuki Rus Bolşeviklerinin Sultan Galiyev ve Türk Bolşevikleriyle iş birliği, Bolşevizmin mutlak egemenliği elde etmesine ve iç savaşın Bolşeviklerin zaferi ile sonuçlanmasına kadar sürdü. Önceleri Bolşeviklerin devrimi gerçekleştirmek için Müslümanların ve tüm azınlıkların desteğine ihtiyaçları vardı. Bunun için Lenin’in “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı”adlı çalışmasında belirttiği gibi Müslüman Sosyalistlere de tam bağımsızlık vadettiler. Bu nedenle Sultan Galiyev ve diğer Müslüman Sosyalistler Bolşeviklere 5.Kızıl Orduyu hazırlayıp devrim karşıtlarıyla savaşmak dahil her türlü yardımı yaptılar.
Fakat ne yazık ki 1920 den sonra Rus Bolşevikleriyle Sultan Galiyev ve arkadaşlarının yolları ayrıldı. Rus Bolşevikleri azınlıklara kendi kaderini tayin etme hakkı vermeyi vadettikleri halde,zaferden sonra söylemlerini değiştirdiler. Ve azınlıkları Rus Hegomenyası altında oluşturulmuş Sovyet devletine katılmaya zorladılar. Çünkü Sovyetler proleterya diktası hedefliyordu. Sovyetler birliğinde proleteryası olan tek halk Ruslardı. Galiyev’e göre sömürü devam edecekse sömürenin sosyalist yada emperyalist olmasının hiçbir farkı yoktu.
Sonuçta yazarın iddiasının aksine azınlıkları Rusça eğitim yapmaya zorladılar. Camiler Bolşevikler tarafından yıkılarak dinlerini özgürce yaşamalarına izin verilmedi. Bugün Kırım da 600 den fazla camiden sadece 4 tanesi ayakta kalabilmiştir. Kırım hanlık sarayı dışında diğer bölgelerdeki Türk izleri süratle yok edilmiştir.
Kırım Türklerinin Bugünkü Durumu Ve Hukuku
1989 dan sonra Kırım Türkleri vatan Kırım’a dönmeye başladılar. Ne yazık ki 27 Şubat 1954 tarihli kararname ile Kırım “Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti”nden alınarak “Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti”ne bağlandı. Halbuki 21 Temmuz 1974 tarihinde Rusya ile Osmanlı devleti arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasının 3.maddesine göre Kırım’ın Kırım Türklerine ait olduğu kabul edilmiştir.
Kırım’a göç eden ve Diasporada ki Kırım Türklerinin Kırım’ın yeniden Türk yurdu yapılması ve Kırım Türklerinin gasp edilen haklarının iadesi için mücadeleleri devam etmektedir. Anadolu’ya göç eden atalarımız Anadolu Türkleri ile birlikte Osmanlı ordularına ve TBMM ordularına katılarak Türkiye Cumhuriyetinin temeline harç olmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin asli vatandaşları olan Kırım Türkleri hem Türkiye Cumhuriyetinin hem de büyük Türk dünyasının parçası olarak mücadelelerine devam edeceklerdir.
Kırım Türkleri Ukrayna devlet sistemi içinde etnik temizlik ve soykırım nedeni ile uğradıkları haksızlıkların giderilmesi için uğraşmaktadırlar. Gerek BM kararları gerekse AGİT kararları Kırım Türklerinin haklı olduğunu göstermektedir.
Kırım Tatar Dünya Kongresi
Kırım Türkleri haklı davalarını dünyaya duyurmak için 65 yıl mücadele ettiler. Kırım da Kırım Tatar Milli Meclisi toplanarak Dünya Kırım Tatar Kongresinin toplanmasına karar aldı. Sürgünü 65. Yılını yaşadığımız bu günlerde Kırım da bütün Kırım Tatar diasporasından gelen temsilciler aracılığı ile kongre yapılmaktadır. Dünya Kırım Tatar Kongresinin Kırım Türklerine ve bütün Türk dünyasına faydalı sonuçlar doğurmasını yürekten diliyorum. Kongrenin SSCB rejiminin gerçekleştirdiği soykırım mağdurları Kırım Tatarlarını Kırım da yapılacak etkinliklerle aynı günlere rast gelmesi çok anlamlı olacaktır.
Kırım Türkleri soykırım suçunu gerçek mağdurları oldukları halde haklı davalarını dünya kamuoyuna duyuramadılar. Duyurmaya çalışsalar da , sürgün , etnik temizlik ve soykırım sonucu dünyanın her tarafına göçe zorlandıkları için birlikte hareket etme olanağı bulamadılar. Yukarıda sözünü ettiğim gibi 1989 dan sonra Kırım’a göç edebilen 300 bin kadar soydaşımız orada Ukrayna devletinin gözetimi altında bir Milli Meclis kurmuşlarsa da bu meclis yasal olarak ne Ukrayna Devleti ne de dünya kamuoyu tarafından kabul edilen bir meclis değildir. Bu nedenle dünyada ki başka diaspora halklar gibi Kırım Türklerinin de bir meclis toplayarak haklı taleplerini dünya kamuoyuna duyurmalarının zamanı gelmiştir.
Hem Birleşmiş Milletler , hem Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı hem de Avrupa Konseyi Kırım Türklerine Kongrelerini toplayarak, taleplerini o kongrede seçilecek yetkili kurulları aracılığı ile isteme hakkı vermektedir. Bu nedenle kongre toplamak zorunluluk haline gelmiştir.
Örneğin , Ermeni diasporası 1915 den buyana yaptığı çalışmalarla haklı olmayan taleplerini dahi dünya kamuoyuna büyük ölçüde kabul ettirmişlerdir. Ermeni soykırımı iddiaları bir çok Avrupa ülkesinin meclislerinde ve Avrupa Konseyinde kabul edilmiştir. Halbuki 1915 olaylarına dayanan soykırım iddiaları hem suçun manevi unsuru hem de suça uygulanacak yasal düzenlemenin olmaması nedeni ile kabul edilemez. Zira soykırım suçu ikinci Dünya savaşı sırasında kabul edilmiş ve Nürünberg de Nazilerin yargılanması sırasında kullanılmıştır. BM de kabul edilen soykırım suçu etnik veya dini bir gurubu yok etme kasti ile işlenen fiilleri kapsamaktadır. 1915 de Osmanlı imparatorluğu Ermenileri yok etme kasti ile hareket etmemiştir. Yalnız Doğuda Osmanlıyı arkadan vuran ve tehdit oluşturan Ermeniler zorunlu göçe tabi tutulmuşlardır. İstanbul ve İzmir deki Ermenilere dokunulmamıştır. Yani “ yok etme kastı “ yoktur. Üstelik 1915 de “ soykırım “ suçu da yoktur. kanunsuz suç ve ceza olmaz. Soykırım suçu ikinci Dünya savaşında doğmuştur.
Dünya soykırım suçlusu arıyorsa Yahudilerle birlikte soykırıma tabi tutulan ve aynı tarihlerde Kırım Türklerine karşı işlenen soykırımın faillerini ya da sorumlusu olan devletleri gösterebiliriz.
Birinci Dünya Kırım Tatar Kongresinin başarılı geçmesini , seçilecek organları aracılığı ile Kırım Türklerinin ve bütün Türk dünyasının haklı davalarını ilgili Uluslar arası kuruluşlarda dile getirmesini yürekten diliyorum.
Sonuç
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi 18 Mayıs 1944 sürgünü bir soykırımdır. Bunu Sovyetler Birliği dahi kabul etmiştir. Halbuki Ermeni tehciri bir soykırım olmayıp ölüm kalım savaşına katılmış imparatorluğun meşru müdaafasıdır. Türkiye’ye Ermeni Soykırımını kabul ettirmek isteyen Batılıların hiçbir hukuki dayanakları yoktur. Bir kere soykırım suçu 2.Dünya Savaşı sırasında ortaya atılarak kabul edilmiş ve Nazilerin Nürünberg de yargılanmaları sırasında kullanılmıştır. “Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” 1915 olayları için Türkiye’nin mahkum edilmesi hukukun temel kuralına aykırıdır. Hiçbir kanun geriye tesirli olarak uygulanmaz. Onun için Ermeni Soykırımını kabul eden Batılı ülkelerin kararı aldıkları kararlar hukuki dayanaktan yoksun siyasi kararlardır.
Hasan Aydın
1- Kominizmin kara kitabı Stephan Courtois ve arkadaşları sayfa 285
2- “ “ “ “ “ “ 287-290
3- “ “ “ “ “ “ 287-290
4- “ “ “ “ “ “ 287-290
5- “ “ “ “ “ “ 287-290
6- Efendi 2 Soner Yalçın sayfa 74
7- “ “ “ 75
8- “ “ “ 76
21 Mayıs 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder