17 Aralık 2008 Çarşamba

BOR , TORYUM VE TÜRKİYE

2.Irak savaşının nedeninin Saddam’ın elindeki kitle imha silahlarının yok edilmesi ve Irak’a demokrasi getirmek olmadığını , asıl sebebin Irak’ın petrolü dolarla değil de euro ile satmaya başlaması olduğunu artık herkes biliyor. Petrol üreten OPEC ülkeleri petrolü dolarla değil de euro ile satmaya başlarlarsa bu Amerika’nın dünya egemenliğine büyük zarar verecektir.

Petrolün yerini almak üzere hidrojeni yakıt olarak kullanmak düşüncesi ilk olarak Amerika’da yaşayan bir Türk profösör , Prof. Dr. Nejat Veziroğlu tarafından ortaya atılmıştır. 1974 petrol krizinden sonra kurulan Uluslararası Hidrojen Enerji Birliği’nin başına Veziroğlu getirilmiştir.

Yakıt olarak petrolü terk edip hidrojene geçirilmesinin en ateşli savunucuları İsrail Devleti ve Amerikan Yahudi Kongresidir. Sebebi de ekonomileri petrole dayalı Arapları çökertip mahvetmektir.

Bush 30 Ocak 2003’de yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında “Amerika’yı petrole bağımlılıktan kurtarmak üzere bor a dayalı hidrojenle çalışan otomobiller tasarısına 1,2 milyar dolar ayıracağız” dedi.
Hidrojen yakıtı için gerekli olan bor madeninin anayurdu da Türkiye’dir. Dünya Rezervlerinin %70’i Türkiye’dedir. Hidrojen yakıtına geçilmesi en çok Türkiye’nin yararınadır.
Ne var ki Bush’un çetesi petrol ticareti yaparak servetlerine servet katan kimselerden oluşuyor. Birde Arap petrolüne bağımlılıktan kurtulan dünya bu kez de Türkiye’ye bağımlı olacaktır.
Amerika uzun süredir kendi topraklarında çıkan boru deterjan üretimi gibi çeşitli alanlarda kullanarak tüketti. Amerika bor yataklarının bulunduğu Ölü Vadi (Death Valley) bölgesini Ekim 1994’de Kongrenin aldığı bir karara ulusal park ilan ederek üretime kapadı. Bu ihtiyacını şimdi Türkiye’den karşılıyor. Kendi ülkelerindeki boru , bir gün Türkiye işlenmemiş bor satmayı durdurursa diye saklıyor. Türkiye’den her yıl 350-400 bin ton işlenmemiş bor satın alıyor. Üstelik Türk boru Amerikan borundan kat kat üstün. Dünyadaki 488 milyon tonluk bor rezervinin 320 milyon tonu Türkiye’de.
Enerji yönünden geleceği en parlak ülke Türkiye’dir. 1993’te nükleer enerji üretiminde uranyumun yerini toryumun alabileceği kanıtlandı. Toryumun uranyumdan üstünlüğü , çevreye radyasyon yayama olasılığının %0 oluşudur. Uranyum yerine toryum kullanan nükleer santraller iki yıl sonra üretime başlayacak. Bor nasıl dünyanın güçlü devletlerinin gözünü Türkiye topraklarına dikmesine yol açıyorsa , toryumda öyle olacak. Çünkü Amerika'da 160 bin ton olan toryum rezervi Türkiye’de 800 bin ton. Üstelik Türkiye’de bulunan “toryum 232” yüzde yüz oksitlenmiş olduğundan bu iş için kullanışlı olanı. Dünya toryum rezervinin de yarısı Türkiye’de. Eskişehir , Sivrihisar , Beypazarı , Kızılcaören yörelerinde. Yani bor yataklarına çok yakın yerlerde.
Görüyorsunuz ki geleceğin enerji ham maddesi Türkiye topraklarında. Dünyayı egemenliği almak isteyen Amerika Türkiye’ye ; bor ve toryumu bizim belirleyeceğimiz fiyata yalnız bize satacaksınız , yoksa Irak’ın başına gelenler size de gelebilir diyebilir.
Biz bor ve toryumu kendi belirleyeceğimiz fiyatla ve kendi istediğimiz koşullarda dolarla değil AB parası euro ile satmaya kalkarsak ne olacak?.
Amerika’nın Türkiye’de iktidar yapacağı kimseleri önceden Amerika’da eğiterek , Türkiye’deki demokratik karar alma düzeneklerini bozarak iş başına getirmesinin ve Dünya Bankası ve IMF kanalı ile siyasal iktidarları kendi taleplerini reddedemiyecek şekilde sıkıştırmasının nedenini şimdi anlıyor musunuz?.
Dünya petrol rezervleri tükeniyor. Alternatif enerjinin ham maddesinin yarıdan fazlası Türkiye’de bulunuyor. Türkiye’nin yer altı zenginlikleri çocuklarımızın geleceğinin garantisidir. Bu yüzden ulusal bağımsızlığımızı ve ulus devlet yapımızı korumalıyız. Günü kurtarmak isteyen politikacılar sit alanlarını ve tarihi zenginliklerimizi talana açmaları gibi bu zenginlikleri de şimdiden elden çıkarabilirler. Amerikan mandacılarının çocuklarımızın , tüyü bitmedik yetimin hakkını yabancılara yedirmesine ; mürekkepleri sömürgeciler tarafından doldurulmuş kiralık kalemlerin bizi aldatmasına izin vermeyelim.
Ulus devletimizi ve bağımsızlığımızı koruyabilirsek 21. yüzyıl yeniden Türklerin yüzyılı olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder