TÜRK AYDINLANMASININ
ÖNCÜLERİ GASPIRALI , GALİYEV VE
ATATÜRK
Türk aydınlanmasının öncüleri olan bu üç büyük düşünce ve eylem adamı 20.yüzyıla damgasını vuran dünya liderlerinin birçoğu devirlerini tamamlamış olmalarına rağmen , 21.yüzyılda da mazlum milletlerin ve sömürge halkların yol göstericisi olmaya devam etmektedirler.
GASPIRALI
Doğumunun 150.yıldönümünü nedeni ile Türkiye’de ve Dünyadaki Türk ve Müslüman halkların yaşadığı bir çok coğrafyada hayatı , fikirleri ve eserleri ile birlikte anılan İsmail Gaspıralı’yı bu anma toplantılarında yepyeni yönleri ile tanıma fırsatı bulduk.
Gaspıra’lı “Dilde , Fikirde , İşte Birlik” sözleri ile tarihe geçmiş ve Türk dünyasının gereksinimlerini özetlemiştir.Gaspıralı’nın bazı yönlerini aşağıdaki gibi özetliyebiliriz.
EĞİTİMCİ GASPIRALI
Gaspıralı Dünya Türklerinin birliğinin sağlanabilmesi için uygarlık ve eğitim alanında halkı bilinçlendirmenin gereğine inanmıştır.Cemaatten-millete geçiş olmadan hiçbir siyasi hakkın talep edilemeyeceğini biliyordu.
19.yüzyılda Rusya’daki Müslümanların okulları Buhara Kur’an kurslarının ortaçağdan kalan , zamanın ve bilimin dışındaki etkinliğinden ibaretti.Bu okullarda Kur’an okumak , namaz kılmak ve yazı yazmaktan başka hiçbir şey öğretilmiyordu.
Gaspıralı reformu önce ilkokullarda başlattı.Bu okullarda Kur’an okuma ve yazmanın dışında Türk dili ve grameri , matematik , İslam tarihi , coğrafya , Dünya tarihi ve sağlık bilgisi gibi derslerin öğretilmesi gereğini savunuyordu.Bunun için Bahçesaray’ın Kaymakağa semtinde bir okul açarak uygulamaya başladı.12 öğrencisi vardı.Günde 4 saat öğrenimle bu öğrencilere 45 günde okuma yazma öğreteceğini iddia etti.Bu tezini halkın önünde kanıtladı.Bu olayın etkisi bütün Rusya müslümanları arasında duyuldu ve usul-u cedit süratle yayıldı.Kadimcilerin ve Rus makamlarının bütün engellemelerine rağmen ilkokullarda reform tamamlanmıştı , sıra yüksek öğretime gelmişti.
Medreselerin geliştirilmesi ve yenilikçi bir yapıya kavuşturulması için Gaspıralı’dan önce çalışanlar dini eğitimin yanı sıra tabiat ve fen bilimlerine ait derslerin Rusça öğretilmesini istiyorlardı.
Gaspıralı onların aksine eğitimde Türk dilinin kullanılması gereğine inanıyordu.Medreselerde dini eğitimin yanı sıra tıp , fizik , kimya , astronomi , matematik , coğrafya , tarih , tabiat ilimleri , pedegojı , hukuk dersleri ve Rus dilinin öğretilmesi gereğine inanıyordu.Bu amaçla bütün engellemelere rağmen 1894-1905 tarihleri arasında Kazan , Ufa , Orenburg , Bahçesaray ve Bubi şehirlerinde 9 adet yeni metod madrese açtı.(1)Usul-u cedit okullarının sayısı bütün engellemelere rağmen 5000 e ulaştı.
Bütün bu okulların hızla yayılmasındaki en büyük etken “Tercüman” gazetesinde yayınlanan yazılardı.Eğitim hakkındaki yazılar Tercümanla sınırlı kalmayıp Orenburg’daki “Vakit” gazetesinden , Kazan’daki “Yıldız” gazetesine , Azerbeycan’daki Molla Nasrettin ve Fuzuyat’a kadar yayın organları ile bütün Türkistan’a yayılıyordu.
GAZETECİ VE YAZAR GASPIRALI
Gaspıralı’nın Kırım’da basarak son derece geniş bir coğrafyada dağıttığı Tercüman yüzyıllardır Rus esareti altında yaşayan Türk ve müslüman azınlığın sesini bütün Dünyaya duyurmuştur.1883’den 1916 yılına kadar 33 yıl boyunca yayın hayatını sürdüren Tercüman gazetesi 1914 yılında Gaspıralı’nın ölümünden sonra yayın hayatını sürdürememiş ve 1916 yılında kapanmıştır.
Gazetenin amacı Türk azınlığa kendi kimliklerini vermek , onları eğiterek cemaat şuurundan ulus bilincine eriştirmekti.Türklük bilincini ve dayanışma ruhunu harekete geçirmekti.Gaspıralı Tercüman’ın 10. ve 25. yıl jübülelerini gerekçe göstererek bütün Türk Dünyasından gelen temsilcileri ve aydınları bir araya getirmiştir.Bu toplantılara kadınları da davet etmek sureti ile asırlardır toplum dışı bırakılan şeriat baskısı altındaki Türk kadınını toplum yaşamına kazandırmak için devrim denilebilecek atılımları gerçekleştirmiştir.Tercümanda bu konudaki yazılara sık sık yer verdiği gibi kadınlara hitap eden dergiler çıkarmıştır.Sahneye konan birçok oyunda da kadın-erkek oyuncuları birlikte oynatmıştır.
Gaspıralı’nın gazeteci ve eğitimci kişiliğinin yanında “Molla Abbas” , “Gündoğusu” ve “Yüzyıllardan Sonra” gibi romanları , Binbirgece hikayeleri , Zoraki Talip(Moliere) gibi çevirileride vardır.
POLİTİKACI GASPIRALI
Gaspıralı’nın Rusya’daki Türk aydınlarını Tercüman gazetesinin 10. ve 25. yıl dönümlerinde bir araya getirerek onlara ulus bilincini vermeye çalıştığını belirtmiştik.Tercümandan önce 1879 yılında Bahçesaray Belediye Başkanı seçilen Gaspıralı 4 yıl bu görevi yürütmüştür.
Gaspıralı Rus makamlarına Rusya’daki müslüman-Türk kavimleri Ruslaştırmak mümkün olmadığına göre en doğru yol onlara hak , adalet , ilim ve özgürlük vermektir.O zaman Rusya’nın sorunları ile Rus olmayanlarda en az Ruslar kadar ilgilenecektir demiştir.Bu konuda Amerika ve İsviçre’yi örnek gösteren Gaspıralı , Rusya Türklerinin asimile edilemeyeceğini ve bütün baskılara rağmen dinlerini koruyacaklarını vurgulayarak en doğru yolun milletlerin eşitliğine dayanan federatif devlet yapısı olduğunu vurgulamıştır.
Gaspıralı müslümanları bir araya getirebilmek için “Milletlerarası Müslüman Kongresi” toplamaya karar verdi.Bu amaçla 1 Kasım 1907’de Kahire’de bir toplantı yaparak kongrenin amaçlarını anlattı.Konuşması toplantıya katılanlar ile basın tarafında bütün Dünyaya duyurulması sonucu Dünyada büyük heyecan yarattı.Komüte tarafından 1908 yılı Eylül ayında yapılması kararlaştırılan kongre , davetiyelerini göndermeye başladığı sırada Türkiye’de 2. Müşritiyet ilan edilmiş ve yönetime el koyan İttihat ve Terakkiciler kongrenin İstanbul’da yapılmasını istemişlerdir.Bu anlaşmazlık yüzünden kongre yapılamamıştır.
GASPIRALI VE GALİYEV
Gaspıralı’nın 1914 yılında ölümünden kısa bir süre sonra 1917 yılında Rusya’da Ekim devrimi olmuş ve Sovyetler Birliğinin 1989 yılında dağılmasın kadar sürecek olan Bolşevik yönetimi başlamıştır.
Önceleri Bolşeviklerin devrimi gerçekleştirmek için Müslümanların ve tüm azınlıkların desteğine ihtiyaçları vardı.Bunun için Lenin’in “Ulusların Kendi kaderini Tayin Hakkı” adlı çalışmasında belirttiği gibi müslüman sosyalistlere de tam bağımsızlık vadettiler.Bunun için Sultan Galiyev ve diğer müslüman sosyalistler Bolşeviklere 5. Kızılorduyu hazırlayıp devrim karşıtları ile savaşmak dahil olmak üzere her türlü yardımı yaptılar.
“Kalbimin üzerine büyük ağırlıkla çöken halkımın sevgisi yüzünden Bolşevizme geldim” diyen Sultan Galiyev’in devrime desteğinin kökeninde Çarlık Rusyası’nın yüzyıllardır imparatorluk topraklarındaki azınlıkları kültürel ve etnik asimilasyona tabi tutmaları nedeni ile , sosyo-ekonomikve politik yönden uzun yılların ezilmişliği yatmaktadır.Aynı zamanda Ekim devriminin daha çok “self dedetminasyon” ilkesi ile siyasal bir harekete dönüştürülerek , önce bağımsızlık , ardından Koloni ülkelerin ve halkların emperyalizimden kurtuluşu için ortak bir mücadele odağı oluşturulması yatıyordu.
Ancak Rus Bolşevikleri azınlıklara kendi kaderlerini tayin etme hakkı vermeyi vadettikleri halde iç savaşın Bolşevikler lehine sonuçlanmasından sonra söylemlerini değiştirmeye başladılar.”Kayıtsız Şartsız Egemenlik” ilkesi “Eşitlik” ilkesi ile yer değiştirecek ve Rusya halkının ulusal bağımsızlık istekleri birtakım ideolojik formüllerle gündemden uzak tutulacak ve “Anti Sovyetik” bir hareket sayılarak suç unsuru kabul edilecektir.
Sultan Galiyev “Sovyet tipi sosyalizmin kaçınılmaz bir şekilde Rusya’daki kapitalizm öncesi topluluklar üzerine oluşturulacak Rus emperyalizmi ve yeni tür sömürgecilikle sonuçlanacaktır” demiştir.Galiyev ulusal devrimin , sosyal devrimin ve sınıf çatışmasının önüne geçmesi gerektiğini savunmaktadır.Galiyev sınıf çatışmasını uluslararası boyutlara çıkardığı için sosyalist devrim sonucu sınıfsız toplum yerine , sınıfsız dünya olacaktı.
Sultan Galiyev kurmaya çalıştığı , Tatar-Başkır devletini sosyalizmi doğuya yaymak ve azınlıkların ulusal bağımsızlığını gerçekleştirmek için bir temel olarak kullanmak istiyordu.Türkleri birleştirmek için “Turan Federal Sosyalist Devleti”fikrini geliştirdi.Bu dönemde Rus Bolşeviklerine karşı Galiyev ayrı bir Müslüman Kominist Partisi kurdu.Kominist Enternasyonel’e karşı “Koloniler Enternasyoneli”fikrini geliştirdi.Bütün bunların sonucu Galiyev için tehlikeli günler başladı.Karşı devrimcilikle suçlanarak Stalin tarafından fikirleri ve eserleri birlikte tasfiye edildi.
Bennigsen’in belirttiği gibi Galiyev’in “Rusya’daki Sosyalist deney başarısızlığa mahkumdur” sözü 1989 yılında gerçekleşti.Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra gündeme gelen ve ortaya atılan GALİYEV adı ya da “GALİYEVCİLİK” düşüncesi hem Sovyet Sosyalizminin Dünya Sosyalizmine yönelebilecek başarısına yardımcı olabilir , hem de üçüncü dünyanın sömürülen halklarının kapitalistler ve kendisine sosyalist diyenler tarafından iki taraflı sömürüsüne bir seçenek olabilirdi.Bu yüzden herkes için büyük kayıptı.
GASPIRALI VE GALİYEV’DEN MUSTAFA
KEMAL’E
20. yüzyılın başlarında Dünya haritasına baktığımızda beş kıtaya yayılan devletlerin sayısının 50 dolayında olduğunu , sonlarında ise 150 yi geçtiğini görüyoruz.
Bu bağımsızlaşma , devlet olma özlemi bir yanda Fransız Devrimi ile başlayarak çevreye yayılan ulusçuluk anlayışından kaynaklanmıştır.Diğer yandan da sömürgeci devletlerin sömürdükleri ülkelerin halklarını asimile etme , kişiliksizleştirme uygulamalarına tepkiden , sömürüden kurtulma ve gelişme özlemlerinden doğmuştur.
20, yüzyılın hızlı bağımsızlaşma olgusunun bir başka esin kaynağı ve örnek olayı da Anadolu Türklerinin batılı sömürgeci kapitalist devletlere karşı verdiği ulusal bağımsızlık savaşı ve savaşla birlikte gerçekleştirdikleri Atatürk Devrimidir.
Gaspıralı’nın cemaat şuurundan ulus bilincine ulaşmada gösterdiği eğitim , gazetecilik ve siyasal birlik konusundaki çalışmaları ; Galiyev’in kurmaya çalıştığı bağımsız Tatar-Başkır ulus devleti çalışmaları onların sağlığında sonuçlanmasa da , 1989’da Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan birçok Türk Devletinin kurulmasına esin kaynağı olmuştur.
Aynı tarihlerde ayrı ayrı coğrafyalarda yaşayan Gaspıralı , Sultan Galiyev ve Mustafa Kemal hareketleri arasındaki yöntem ve ideoloji farklılıklarının yaşadıkları toplumların koşullarından ileri geldiğini söyleyebiliriz.Örneğin Gaspıralı Çarlık Rusya’sı döneminde Kırım’da yaşamış bir Kırım Türküdür.Çarlığın asırlardır Hristiyanlaştırma ve asimile etme çabalarına karşı yayınları , eserleri ve okulları ile Rusya’daki Türk ve müslümanlara ulusal bir kimlik vermeye çalışmıştır.
Yine Rusya topraklarında Kazan’lı bir Türk olan Galiyev Ekim Devrimi ile birlikte Rusya’daki Türk ve Müslüman halkların bağımsızlığa kavuşturulması ve sömürüden kurtulmaları için mücadele etmişse de Stalin tarafından tasfiye edilmiş ve Sovyet Sosyal Emperyalizmi 1989’a kadar sürmüştür.
Birinci Dünya Savaşı sonunda dünya üzerinde tek bağımsız Türk ve İslam ülkesi kalmamıştır.Savaşın yorgun galipleri , kalan son Türk ve Müslüman varlığı da yok etmek için taşeron tuttukları bir ulusun kiralık ordusunu kullanarak Anadolu içlerine kadar gelmişlerdir.Ancak bu girişim Mustafa Kemal önderliğinde milletimizin yiğit direnişi ile karşılaşmıştır.
Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştıran TBMM orduları İslam’ın son ordusudur.Ancak bu ordu İslam Dünyası’nın ortak ordusu olmadığı gibi , Türklük aleminin de birleşik ordusu değildir.Türk Milleti’nin , Türkiye’de yaşayan Türk halkının ordusudur.Çünkü o tarihlerde Türk-İslam aleminin Türkiye dışında yaşayan bölümü tamamen sömürgeci güçlerin işgal ve denetimi altına girmişti.
İşte Mustafa Kemal komutasındaki TBMM orduları asırlardır Dünyanın yarısına hükmeden Türk Devletlerinin sonuncusunun yok edilmesine yönelik Emperyalist , sömürgeci saldırıları durdurarak 20. Yüzyılın ulusal kurtuluş hareketlerine önder ve öncülük etmiştir.
Bugün Dünyanın çok geniş bir coğrafyasında bir çok bağımsız Türk Devletinin bayrağı dalgalanmaktadır.Ömürlerini Türk ulusunun bağımsızlığı için harcayan bu üç büyük insan güçlerini ulus sevgisinden almışlardır.Bu bağımsız devletlerde yaşayanlar da onları sonsuza kadar sevgi , minnet ve saygı ile anacak ve eserlerini yaşatacaklardır.
TÜRK AYDINLANMASININ
ÖNCÜLERİ GASPIRALI , GALİYEV VE
ATATÜRK
Türk aydınlanmasının öncüleri olan bu üç büyük düşünce ve eylem adamı 20.yüzyıla damgasını vuran dünya liderlerinin birçoğu devirlerini tamamlamış olmalarına rağmen , 21.yüzyılda da mazlum milletlerin ve sömürge halkların yol göstericisi olmaya devam etmektedirler.
GASPIRALI
Doğumunun 150.yıldönümünü nedeni ile Türkiye’de ve Dünyadaki Türk ve Müslüman halkların yaşadığı bir çok coğrafyada hayatı , fikirleri ve eserleri ile birlikte anılan İsmail Gaspıralı’yı bu anma toplantılarında yepyeni yönleri ile tanıma fırsatı bulduk.
Gaspıra’lı “Dilde , Fikirde , İşte Birlik” sözleri ile tarihe geçmiş ve Türk dünyasının gereksinimlerini özetlemiştir.Gaspıralı’nın bazı yönlerini aşağıdaki gibi özetliyebiliriz.
EĞİTİMCİ GASPIRALI
Gaspıralı Dünya Türklerinin birliğinin sağlanabilmesi için uygarlık ve eğitim alanında halkı bilinçlendirmenin gereğine inanmıştır.Cemaatten-millete geçiş olmadan hiçbir siyasi hakkın talep edilemeyeceğini biliyordu.
19.yüzyılda Rusya’daki Müslümanların okulları Buhara Kur’an kurslarının ortaçağdan kalan , zamanın ve bilimin dışındaki etkinliğinden ibaretti.Bu okullarda Kur’an okumak , namaz kılmak ve yazı yazmaktan başka hiçbir şey öğretilmiyordu.
Gaspıralı reformu önce ilkokullarda başlattı.Bu okullarda Kur’an okuma ve yazmanın dışında Türk dili ve grameri , matematik , İslam tarihi , coğrafya , Dünya tarihi ve sağlık bilgisi gibi derslerin öğretilmesi gereğini savunuyordu.Bunun için Bahçesaray’ın Kaymakağa semtinde bir okul açarak uygulamaya başladı.12 öğrencisi vardı.Günde 4 saat öğrenimle bu öğrencilere 45 günde okuma yazma öğreteceğini iddia etti.Bu tezini halkın önünde kanıtladı.Bu olayın etkisi bütün Rusya müslümanları arasında duyuldu ve usul-u cedit süratle yayıldı.Kadimcilerin ve Rus makamlarının bütün engellemelerine rağmen ilkokullarda reform tamamlanmıştı , sıra yüksek öğretime gelmişti.
Medreselerin geliştirilmesi ve yenilikçi bir yapıya kavuşturulması için Gaspıralı’dan önce çalışanlar dini eğitimin yanı sıra tabiat ve fen bilimlerine ait derslerin Rusça öğretilmesini istiyorlardı.
Gaspıralı onların aksine eğitimde Türk dilinin kullanılması gereğine inanıyordu.Medreselerde dini eğitimin yanı sıra tıp , fizik , kimya , astronomi , matematik , coğrafya , tarih , tabiat ilimleri , pedegojı , hukuk dersleri ve Rus dilinin öğretilmesi gereğine inanıyordu.Bu amaçla bütün engellemelere rağmen 1894-1905 tarihleri arasında Kazan , Ufa , Orenburg , Bahçesaray ve Bubi şehirlerinde 9 adet yeni metod madrese açtı.(1)Usul-u cedit okullarının sayısı bütün engellemelere rağmen 5000 e ulaştı.
Bütün bu okulların hızla yayılmasındaki en büyük etken “Tercüman” gazetesinde yayınlanan yazılardı.Eğitim hakkındaki yazılar Tercümanla sınırlı kalmayıp Orenburg’daki “Vakit” gazetesinden , Kazan’daki “Yıldız” gazetesine , Azerbeycan’daki Molla Nasrettin ve Fuzuyat’a kadar yayın organları ile bütün Türkistan’a yayılıyordu.
GAZETECİ VE YAZAR GASPIRALI
Gaspıralı’nın Kırım’da basarak son derece geniş bir coğrafyada dağıttığı Tercüman yüzyıllardır Rus esareti altında yaşayan Türk ve müslüman azınlığın sesini bütün Dünyaya duyurmuştur.1883’den 1916 yılına kadar 33 yıl boyunca yayın hayatını sürdüren Tercüman gazetesi 1914 yılında Gaspıralı’nın ölümünden sonra yayın hayatını sürdürememiş ve 1916 yılında kapanmıştır.
Gazetenin amacı Türk azınlığa kendi kimliklerini vermek , onları eğiterek cemaat şuurundan ulus bilincine eriştirmekti.Türklük bilincini ve dayanışma ruhunu harekete geçirmekti.Gaspıralı Tercüman’ın 10. ve 25. yıl jübülelerini gerekçe göstererek bütün Türk Dünyasından gelen temsilcileri ve aydınları bir araya getirmiştir.Bu toplantılara kadınları da davet etmek sureti ile asırlardır toplum dışı bırakılan şeriat baskısı altındaki Türk kadınını toplum yaşamına kazandırmak için devrim denilebilecek atılımları gerçekleştirmiştir.Tercümanda bu konudaki yazılara sık sık yer verdiği gibi kadınlara hitap eden dergiler çıkarmıştır.Sahneye konan birçok oyunda da kadın-erkek oyuncuları birlikte oynatmıştır.
Gaspıralı’nın gazeteci ve eğitimci kişiliğinin yanında “Molla Abbas” , “Gündoğusu” ve “Yüzyıllardan Sonra” gibi romanları , Binbirgece hikayeleri , Zoraki Talip(Moliere) gibi çevirileride vardır.
POLİTİKACI GASPIRALI
Gaspıralı’nın Rusya’daki Türk aydınlarını Tercüman gazetesinin 10. ve 25. yıl dönümlerinde bir araya getirerek onlara ulus bilincini vermeye çalıştığını belirtmiştik.Tercümandan önce 1879 yılında Bahçesaray Belediye Başkanı seçilen Gaspıralı 4 yıl bu görevi yürütmüştür.
Gaspıralı Rus makamlarına Rusya’daki müslüman-Türk kavimleri Ruslaştırmak mümkün olmadığına göre en doğru yol onlara hak , adalet , ilim ve özgürlük vermektir.O zaman Rusya’nın sorunları ile Rus olmayanlarda en az Ruslar kadar ilgilenecektir demiştir.Bu konuda Amerika ve İsviçre’yi örnek gösteren Gaspıralı , Rusya Türklerinin asimile edilemeyeceğini ve bütün baskılara rağmen dinlerini koruyacaklarını vurgulayarak en doğru yolun milletlerin eşitliğine dayanan federatif devlet yapısı olduğunu vurgulamıştır.
Gaspıralı müslümanları bir araya getirebilmek için “Milletlerarası Müslüman Kongresi” toplamaya karar verdi.Bu amaçla 1 Kasım 1907’de Kahire’de bir toplantı yaparak kongrenin amaçlarını anlattı.Konuşması toplantıya katılanlar ile basın tarafında bütün Dünyaya duyurulması sonucu Dünyada büyük heyecan yarattı.Komüte tarafından 1908 yılı Eylül ayında yapılması kararlaştırılan kongre , davetiyelerini göndermeye başladığı sırada Türkiye’de 2. Müşritiyet ilan edilmiş ve yönetime el koyan İttihat ve Terakkiciler kongrenin İstanbul’da yapılmasını istemişlerdir.Bu anlaşmazlık yüzünden kongre yapılamamıştır.
GASPIRALI VE GALİYEV
Gaspıralı’nın 1914 yılında ölümünden kısa bir süre sonra 1917 yılında Rusya’da Ekim devrimi olmuş ve Sovyetler Birliğinin 1989 yılında dağılmasın kadar sürecek olan Bolşevik yönetimi başlamıştır.
Önceleri Bolşeviklerin devrimi gerçekleştirmek için Müslümanların ve tüm azınlıkların desteğine ihtiyaçları vardı.Bunun için Lenin’in “Ulusların Kendi kaderini Tayin Hakkı” adlı çalışmasında belirttiği gibi müslüman sosyalistlere de tam bağımsızlık vadettiler.Bunun için Sultan Galiyev ve diğer müslüman sosyalistler Bolşeviklere 5. Kızılorduyu hazırlayıp devrim karşıtları ile savaşmak dahil olmak üzere her türlü yardımı yaptılar.
“Kalbimin üzerine büyük ağırlıkla çöken halkımın sevgisi yüzünden Bolşevizme geldim” diyen Sultan Galiyev’in devrime desteğinin kökeninde Çarlık Rusyası’nın yüzyıllardır imparatorluk topraklarındaki azınlıkları kültürel ve etnik asimilasyona tabi tutmaları nedeni ile , sosyo-ekonomikve politik yönden uzun yılların ezilmişliği yatmaktadır.Aynı zamanda Ekim devriminin daha çok “self dedetminasyon” ilkesi ile siyasal bir harekete dönüştürülerek , önce bağımsızlık , ardından Koloni ülkelerin ve halkların emperyalizimden kurtuluşu için ortak bir mücadele odağı oluşturulması yatıyordu.
Ancak Rus Bolşevikleri azınlıklara kendi kaderlerini tayin etme hakkı vermeyi vadettikleri halde iç savaşın Bolşevikler lehine sonuçlanmasından sonra söylemlerini değiştirmeye başladılar.”Kayıtsız Şartsız Egemenlik” ilkesi “Eşitlik” ilkesi ile yer değiştirecek ve Rusya halkının ulusal bağımsızlık istekleri birtakım ideolojik formüllerle gündemden uzak tutulacak ve “Anti Sovyetik” bir hareket sayılarak suç unsuru kabul edilecektir.
Sultan Galiyev “Sovyet tipi sosyalizmin kaçınılmaz bir şekilde Rusya’daki kapitalizm öncesi topluluklar üzerine oluşturulacak Rus emperyalizmi ve yeni tür sömürgecilikle sonuçlanacaktır” demiştir.Galiyev ulusal devrimin , sosyal devrimin ve sınıf çatışmasının önüne geçmesi gerektiğini savunmaktadır.Galiyev sınıf çatışmasını uluslararası boyutlara çıkardığı için sosyalist devrim sonucu sınıfsız toplum yerine , sınıfsız dünya olacaktı.
Sultan Galiyev kurmaya çalıştığı , Tatar-Başkır devletini sosyalizmi doğuya yaymak ve azınlıkların ulusal bağımsızlığını gerçekleştirmek için bir temel olarak kullanmak istiyordu.Türkleri birleştirmek için “Turan Federal Sosyalist Devleti”fikrini geliştirdi.Bu dönemde Rus Bolşeviklerine karşı Galiyev ayrı bir Müslüman Kominist Partisi kurdu.Kominist Enternasyonel’e karşı “Koloniler Enternasyoneli”fikrini geliştirdi.Bütün bunların sonucu Galiyev için tehlikeli günler başladı.Karşı devrimcilikle suçlanarak Stalin tarafından fikirleri ve eserleri birlikte tasfiye edildi.
Bennigsen’in belirttiği gibi Galiyev’in “Rusya’daki Sosyalist deney başarısızlığa mahkumdur” sözü 1989 yılında gerçekleşti.Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra gündeme gelen ve ortaya atılan GALİYEV adı ya da “GALİYEVCİLİK” düşüncesi hem Sovyet Sosyalizminin Dünya Sosyalizmine yönelebilecek başarısına yardımcı olabilir , hem de üçüncü dünyanın sömürülen halklarının kapitalistler ve kendisine sosyalist diyenler tarafından iki taraflı sömürüsüne bir seçenek olabilirdi.Bu yüzden herkes için büyük kayıptı.
GASPIRALI VE GALİYEV’DEN MUSTAFA
KEMAL’E
20. yüzyılın başlarında Dünya haritasına baktığımızda beş kıtaya yayılan devletlerin sayısının 50 dolayında olduğunu , sonlarında ise 150 yi geçtiğini görüyoruz.
Bu bağımsızlaşma , devlet olma özlemi bir yanda Fransız Devrimi ile başlayarak çevreye yayılan ulusçuluk anlayışından kaynaklanmıştır.Diğer yandan da sömürgeci devletlerin sömürdükleri ülkelerin halklarını asimile etme , kişiliksizleştirme uygulamalarına tepkiden , sömürüden kurtulma ve gelişme özlemlerinden doğmuştur.
20, yüzyılın hızlı bağımsızlaşma olgusunun bir başka esin kaynağı ve örnek olayı da Anadolu Türklerinin batılı sömürgeci kapitalist devletlere karşı verdiği ulusal bağımsızlık savaşı ve savaşla birlikte gerçekleştirdikleri Atatürk Devrimidir.
Gaspıralı’nın cemaat şuurundan ulus bilincine ulaşmada gösterdiği eğitim , gazetecilik ve siyasal birlik konusundaki çalışmaları ; Galiyev’in kurmaya çalıştığı bağımsız Tatar-Başkır ulus devleti çalışmaları onların sağlığında sonuçlanmasa da , 1989’da Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını kazanan birçok Türk Devletinin kurulmasına esin kaynağı olmuştur.
Aynı tarihlerde ayrı ayrı coğrafyalarda yaşayan Gaspıralı , Sultan Galiyev ve Mustafa Kemal hareketleri arasındaki yöntem ve ideoloji farklılıklarının yaşadıkları toplumların koşullarından ileri geldiğini söyleyebiliriz.Örneğin Gaspıralı Çarlık Rusya’sı döneminde Kırım’da yaşamış bir Kırım Türküdür.Çarlığın asırlardır Hristiyanlaştırma ve asimile etme çabalarına karşı yayınları , eserleri ve okulları ile Rusya’daki Türk ve müslümanlara ulusal bir kimlik vermeye çalışmıştır.
Yine Rusya topraklarında Kazan’lı bir Türk olan Galiyev Ekim Devrimi ile birlikte Rusya’daki Türk ve Müslüman halkların bağımsızlığa kavuşturulması ve sömürüden kurtulmaları için mücadele etmişse de Stalin tarafından tasfiye edilmiş ve Sovyet Sosyal Emperyalizmi 1989’a kadar sürmüştür.
Birinci Dünya Savaşı sonunda dünya üzerinde tek bağımsız Türk ve İslam ülkesi kalmamıştır.Savaşın yorgun galipleri , kalan son Türk ve Müslüman varlığı da yok etmek için taşeron tuttukları bir ulusun kiralık ordusunu kullanarak Anadolu içlerine kadar gelmişlerdir.Ancak bu girişim Mustafa Kemal önderliğinde milletimizin yiğit direnişi ile karşılaşmıştır.
Kurtuluş Savaşı’nı zafere ulaştıran TBMM orduları İslam’ın son ordusudur.Ancak bu ordu İslam Dünyası’nın ortak ordusu olmadığı gibi , Türklük aleminin de birleşik ordusu değildir.Türk Milleti’nin , Türkiye’de yaşayan Türk halkının ordusudur.Çünkü o tarihlerde Türk-İslam aleminin Türkiye dışında yaşayan bölümü tamamen sömürgeci güçlerin işgal ve denetimi altına girmişti.
İşte Mustafa Kemal komutasındaki TBMM orduları asırlardır Dünyanın yarısına hükmeden Türk Devletlerinin sonuncusunun yok edilmesine yönelik Emperyalist , sömürgeci saldırıları durdurarak 20. Yüzyılın ulusal kurtuluş hareketlerine önder ve öncülük etmiştir.
Bugün Dünyanın çok geniş bir coğrafyasında bir çok bağımsız Türk Devletinin bayrağı dalgalanmaktadır.Ömürlerini Türk ulusunun bağımsızlığı için harcayan bu üç büyük insan güçlerini ulus sevgisinden almışlardır.Bu bağımsız devletlerde yaşayanlar da onları sonsuza kadar sevgi , minnet ve saygı ile anacak ve eserlerini yaşatacaklardır.
25 Aralık 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder